Neslişah, Gülşah, Ender Alkoçlar

Neslişah ve Aslışah Alkoçlar, babalarına olan sevgilerini anlattılar… Babalar Günü’nde kocaman bir öpücükle babalarına en güzel armağanı veren Neslişah ve Aslışah Alkoçlar, babaları Ender Alkoçlar’a olan sevgilerini anlattılar…

Koşulsuz ve bizi gerçekten seven iki kişiden biridir babalarımız. Bizi koruyan, kollayan, gölgesinde yıllar boyu güvenle yaşayacağımız, her fırtınada sığınabileceğimiz bir liman gibidirler. Kimi baba evladına sevgisini belli ederken, kimisi de onun bir gülüşüyle mutlu olur; ama gösteremez. Babalarıyla arkadaşlıktan öte bir ilişki kuran Neslişah ve Aslışah Alkoçlar, bence dünyanın en şanslı iki insanı. Alkoçlar Kardeşler için dünyadaki en muhteşem varlık babaları Ender Alkoçlar. Yanından bir an olsun ayrılmak istemeyen iki kız kardeşin arasında kalan baba Alkoçlar, kızlarına sonsuz bir sevgiyle bağlı. Hayatlarındaki ilk kahramanı olan babalarını tarif edecek kelime bulamayan Alkoçlar Kardeşler’e göre hayat demek, babaları demek… Babalar Günü’nde kocaman bir öpücükle babalarına en güzel armağanı veren Alkoçlar Kardeşler’le Babalar Günü’ne özel bir söyleşi gerçekleştirdik.

İlk göz ağrınız Neslişah’ı kucağınıza aldığınızda neler hissettiniz?

Ender Alkoçlar: İlk göz ağrısı deyince Aslışah biraz bozuluyor ama doğrusu Neslişah tabii ki ilk göz ağrısı… Neslişah 1988′de doğdu zaman 23 yaşlarındaydım. Korkunç bir mutluluk hissettim. Yaşım küçük olduğu için de o gün anladığım babalıkla şimdiki babalık anlayışım çok farklı.

Baba olduktan sonraki süreçte neler değişti hayatınızda?

Tabii ki çok şey değişti… Evlendikten sonra Gülşah’tan da sorumlu olmaya başladım. Baba olunca sorumluluklar daha çok artıyor. Kızlarıma da ileride iyi bir gelecek hazırlama arzusu ve daha çok çalışmak gibi duygular kapladı içimi…

Ender Bey kızlarına karşı nasıl bir baba?

Maalesef arkadaşça.

Neden maalesef?

Biraz sert olmakta fayda var. İki kıza arkadaşça babalık yaptığınız zaman sorun olabiliyor.

Ne gibi sorunlar yaşıyorsunuz?

Şımarık bunlar canım. Ailevi şımarıklıklar yapıyorlar daha çok. Allah’a şükürler olsun çok büyük şımarıkları yok ama isterdim biraz daha disiplinli bir baba olmayı. Ama yine de onlar bu arkadaşlığa rağmen iyi götürüyorlar bu işi.

Sınırı biliyorlar yani…

Biliyorlar bazen ufak tefek kaçırdıkları oluyor o zaman bir ayar yapılıyor. O ayarı daha çok anne veriyor bizde sert olan anne. İyi polis benim kötü polis Gülşah.

Peki Babalar Günü sizin için ne ifade ediyor?

E.A: Biz çok samimi bir aileyiz, aslında bize her gün Babalar Günü, her gün Anneler Günü her gün çocuklar günü. Biz her gün birbirimize çok yakın bir aileyiz, her zaman iç içeyiz hep beraberiz, sürekli birbirimizi öperiz, kokarız, konuşuruz. Babalar Günü benim için önemli ama çok hissediyor muyum derseniz pek hissetmiyorum. Babalar Günü’nde hediye falan geldiği yok. Biz alıyoruz ama bize bir şey aldıkları yok.

Neslişah Alkoçlar: Geçen gün doğum gününde pasta aldık.

E.A: Doğru söylüyor evet güzel bir pasta almışlar. Unutmuşlar son anda geçerken bakkaldan almışlar. Çok güzel bir pastaydı hiçbirimiz yiyemedik. (gülüşmeler)

N. A: Bir önceki doğum gününde çok güzel bir kutlama yaptığımız için…

E.A: Bu sene daha kötü bir doğum günü kutlamayı uygun görmüşler. (gülüşmeler)

N.A: Dengelemek istedik.

Bugüne kadar Babalar Günü için babanıza hiçbir sürpriz hazırlamadınız mı?

N.A: Aslışah hazırlıyor genelde öyle sürprizleri.

E.A: Aslışah ucuz yollu güzel resimler falan çiziyor. (gülüşmeler) O resimleri aile içinde dağıtır. Sanatsal bir değeri olduğu için çok önemli tabii… (gülüşmeler)

Aslışah Alkoçlar: En büyük hediye öpücük zaten.

E.A: Maddi değeri olan bir hediyeyi işin doğrusu hatırlamıyorum.

Hayatta kızlarınızdan istediğiniz en önemli şey nedir?

Doğru dürüst, namuslu ve çalışkan olmalarıdır. Bizim bıraktığımızı daha ileri götürmeleridir.

Aslışah ve Neslişah’ın kendinize benzettiğiniz yönleri var mı peki?

Hırsları, kazanma odaklı olmaları, sporcu kişilikleri bana çok benziyor. Tabii annelerine benzeyen yönleri de var. Benim hem iyi hem kötü yönlerimi almışlar.

”Baba olduktan sonra kendi mutluluğunuzdan çok çocuklarınızın mutluluğu önemlidir” demiş Balzac. Baba olduktan sonra sizde böyle hissettiniz mi?

Evet kesinlikle katılıyorum. Ben şu anda zamanım çoğunu ve kararlarımı çocuklarımı daha nasıl mutlu edebilirim diye düşünerek vermeye gayret ediyorum hatta öyle veriyorum.

Kızlarınıza bırakabileceğiniz en büyük miras nedir?

Sadece dürüst, çalışkan ve namuslu olsunlar. Toplumda sevilip sayılsınlar. Hayata karşı bir çizgileri ve duruşları olsun. Benim kızlarıma bırakabileceğim en büyük miras bunlardır.

Aslışah ve Neslişah’ın çocukluk yıllarına dönersek en mutlu olduğunuz fotoğraf karesi hangisidir?

E. A: Düşündüğümde çok mutlu olduğum anılar var tabii.

N.A: Nedir o merak ettim?

E.A: Neslişah’ın ilk doğduğu gün, ikisinin tanışma anını unutamam. Hastanedeki odada. Aslışah annesinin kucağındayken Neslişah bir anda içeri girdi ve yüzünde şaşkın bir ifade vardı. O anın fotoğrafı da var. Yüzündeki enteresan ifadeyi unutamam, o fotoğraf karesi çok anlamlıdır. Annesi de her ikisine de bakmaya çalışıyor aynı anda çok özel bir fotoğraftır.

Kardeşler arasında daha sonra kıskançlı oldu mu ?

N.A: Evet maalesef oldu. Emizik emmeyi bırakmışım ama Aslışah doğduktan sonra geri başlamışım. Babamı özellikle uzun süre paylaşamadım.

E.A: Uzun bir süre derken bence hala…

N.A: Evet hala. Babam benim için hayatımdaki en değerli varlığım.

‘NESLİŞAH BABAMLA BENİ KISKANIYOR’

Baba evde de paylaşılamıyor sanırım…

A. A: Ben ne zaman babama sarılsam, onu öpsem ya da babam bana sarılıp beni öpse hemen Neslişah aramıza giriyor ve beni ittirmeye başlıyor. Başbaşa hiçbir an bırakmıyor bize.

Gülşah Hanım da bu duruma dahil oluyor mu?

N.A: Evet evde babamla uyumak için sabahtan kavga etmeye başlıyoruz. Ama genelde kavgayı ben kazanıyorum. Ben babamla uyuyorum, Aslışah annemle.

Ender Bey sizin tercihiniz kimden yana?

Benim tercihim tabii ki eşim Gülşah’tan yana. Ben ne yapayım onları? (gülüşmeler) Onlar öyle diyor da benim için kızlarım çok değerli ama karımda çok önemli.

‘BABAMIN HER ŞEYİ BİZİZ’

Ender Bey, sizin babanız nasıl bir babaydı?

E.A: Ben babamı çok küçük yaşta kaybettim. Verebileceğim bir örnekleme yok maalesef. Ama kızlarıma verdiğim öğütlerin hepsini babam da bana vermiştir.

N.A: Babamın ailesi olmadığı için onun her şeyi biziz.

E.A: Nasıl ailem yok? (gülüyor)

N.A: Annen baban olmadığı için her şeyin biziz demek istedim.

A.A: Olsa da biziz.

Kızlarınızla tatillerde neler yapıyorsunuz?

E.A: Genelde üçümüzde çok extreme sporlardan hoşlanıyoruz. Tatilleri de extreme spor yapabileceğimiz tatillere göre programlıyoruz. Genelde spor yapmaktan hoşlanıyoruz.

N.A: Arabayla yolculuk yapmaktan büyük keyif alıyoruz.

E.A: Neslişah arabayla yolculuktan çok mutlu oluyor sürekli uyuyor zaten.

N.A: Birlikte çok eğleniyoruz. Çok genç yaşta bir anne babaya sahibiz. Çok şey paylaşabiliyoruz. Aslışah’la çok yakın olmamıza rağmen her şeyimizi ilk babamızla paylaşırız sonra annemize söyleriz. Bizim için baba figürü çok başkadır. Onunla büyüdüğümüz için de çok şanslıyız.

Babanızdan çekindiğiniz ya da söylemek istemediğiniz konular oluyor mu?

A.A: Benim hiç olmuyor. Babaya en anlatılmayacak şeyi bile söylüyorum. Çekindiğim hiçbir konu yok.

Babanız sizin için ne ifade ediyor?

A.A: Baba idol demek, disiplin demek, sevgi demek…Benim için her şey demek diyebilirim.

N.A: Dünyaya bir daha gelsem annemle babam için dövüşürüm. Benim babam başka bir şey. Bir kere dünyanın en zeki adamı. En iyi babası en iyi eşi. Her şeyin en iyisi. Baktığınız zaman en iyi evliliği yapmış, en iyi çocukları yetiştirmiş. Çok ilgili bir baba.

Her kadın gibi siz de babanıza aşıksınız o zaman…

N.A: Tabii ki onun için de zaten seçimlerimiz çok zorlaşıyor. Çünkü idolümüz babamız. Onun gibi bir adam bulmak çok zor.

A.A: O yüzden babamı klonlayabilsek keşke…

Genelde evde her şeyi en son babalar duyar. Siz de sanırım tam tersi. Sonrasında anne ile paylaşılıyor mu?

E.A: Bazen anneyle paylaşılıyor bazen paylaşılmıyor.

N.A: O yüzden genelde hayatımızla ilgili aldığımız büyük kararlarda babamızın etkisi vardır.

Geçmişte yaşadığınız babanızla ilgili unutamadığınız bir fotoğraf karesi var mı?

N.A: Kuşadası’nda büyüdük. Orada evin önünde babamın sırtında ben, annemin kucağında da Aslışah sürekli birlikteydik. Şu an gözümün önüne geldi. Zaten ben sürekli babamın omuzunda yaşamışım. Aslışah da sürekli annemin kucağındaydı.

A.A: Kuşadası’nda evdeyiz. Babam bir koltukta uyuyor bende yanında yatıyorum ve kahkahalar atıyorum. Annem fotoğrafımızı çekiyor ben de babamın saçlarıyla oynuyorum o hala uyumaya devam ediyor. Hiçbir şekilde uyanmıyor.

Genelde her kadının gözünde babası ilk kahramanıdır ya… Sizin gözünüzda babanız ne zaman kahraman oldu?

N.A: İlkokulda Hülya Koçyiğit’in torunu olmak biraz güzel olmak biraz akıllı olmak çok dikkat çeken ve karşı tarafı hırslandıran özellikler olduğu için Aslışah da ben de her zaman çok kıskanıldık. İlkokulda dışlandığım zaman babamı aramıştım. O gün babamın çözemeyeceği hiçbir şey olmadığını o gün anladım. İlkokulda ”Baba gel beni dışlıyorlar” dediğim zaman, okulu yakarcasına içeriye girdiğini hatırlıyorum. Bu sahneler Aslışah’ta da tekrarlandı.

Babanız her konuda kol kanat geriyor yani…

E.A: Her baba öyledir.

N.A: Bence değil sen ekstra koruyup kollayıcısın.

A.A: Kanıtlanmış bir şey. En iyi baba ödülü senin.

Baba olarak çok fazla üstlerine düşüyorsunuz sanırım?

E.A: Eee yani şımarsınlar. (gülüyor)

N.A: Ben ya da kardeşim en ufak bir şeye üzüldüğümüzde babamız sıkıntımızı gidermek için dünyayı yakacak duruma geliyor. Bunun güvencesiyle tabii ki şımarıyoruz.

Babanızla arkadaş olmanız ilişkilerinizi etkiliyor mu?

N.A: Babamızla arkadaş gibi olmak bazen iyi bir şey değil. Arkadaşlarımızın, özel hayatımızdaki insanların genelde herkesin, babamız gibi olduğunu zannediyoruz. Babamız koşulsuz şartsız bizi seviyor ama gerçek hayat öyle değil…

”Benim baba dünyanın en…” diye bir cümleyi siz tamamlasaydınız sonu ne olurdu?

N.A: Benim babam dünyanın en şeytan tüyüne sahip olan en yakışıklı ve en iyi babası.

A.A: En karizmatik en yakışıklı en komik ve her şeyin eni…

N.A: Ender Alkoçlar bir kelimelik bir adam değil. Bir sürü yönü var. Onu tanıyıp da sevmeyen hiçbir insan olamaz. Onu yaşamak lazım.

Babanıza söylediğiniz sevgi sözcükleri var mı?

N.A: Aslışah’la ilişkileri daha sıcak, ben babama yakın olmama rağmen biraz daha çekinirim. Sevgi sözcüklerini Aslışah kullanır.

E.A: Ben Neslişah’a karşı biraz daha sertim. İki numaralı insana daha sert olamıyorum, bütün arkadaşlarımda bu sorun var. Aslışah, biraz daha söz dinlemeyen cinsi. Ama Neslişah ben bakınca durur. Aslışah değil bakmak, bir laf söylesen beş tane cevap verir. Ama Neslişah öyle değil, ben bakınca durur. Evin şımarığı ve delisi Aslışah diyebiliriz.

Hep babanızı övdünüz. ”Keşke şu huyları olmasaydı” dediğiniz olmadı mı?

N.A: Keşke aceleci ve telaşlı olmasaydı. Keşke fevri düşünüp anında karar vermeseydi. Ama bu söylediğim bütün özellikler bende de var. Babamdan bana geçmiş, keşke biraz daha farklı düşünebilseydi.

N.A: Ama şunu söylemek istiyorum. Babamın şu taktiğini bence tüm babalar uygulamalı. İstediği bir şeyi direkt söylemektense, en direkt söylemesi daha etkili oluyor. Babamın belirli formülleri var yollarını biliyor. Şimdi nasıl anlatacağımı bilemedim.

E.A: O formüller bana has zaten. Siz o formüllerin nasıl uygulandığını bilseniz o tuzağa düşmezsiniz. O yüzden sadece size oluyor gibi gelir.

”Baba olduktan sonra insan daha iyi anlıyor…” diye cümleler kurdunuz mu?

E.A: Baba olmayı daha iyi anladım. Baba olmak zor bir şeymiş daha iyi anladım. Ben çocukken biraz yaramazdım.

N.A: Ben şuna inanıyorum. Babam çok yakışıklı ve çok karizmatik, hep çevresinde kadınlar olmuş çok gezmiş. Allah şimdi ona iki kız vermiş, uğraş dur şimdi.

E.A: Hiç alakası yok.

A.A: Bencede bana bu çok doğru.

Babanızın yumuşadığı huyları oldu mu zaman içinde?

N.A: Geçmişte benim bazı isteklerime hayır derken, şimdi Aslışah’ın bir sürü isteğine evet diyor. Tabii ki bu beni üzse de Aslışah için seviniyorum.

A.A: Neslişah’ın yaşadıklarını ben yaşamadım. Neslişah ateşte yandı gibi bir durum oldu. Benim önümü açtı.

N.A: Annemle babamın genç ve uyanık olmaları zor oldu benim için. Genç anne babalar oldukları için kandırmak ve ikna etmek hiç kolay olmadı onları.

A.A: Evet doğru ben hiç böyle düşünmemiştim çok uyanıklar.